Mutluyuz

Sayasa'ya gelenlerin hayatı nasıl değişti?

10 yaşındaki bir kız bunları yapabiliyorsa bence herkes yapabilir. Az da olsa zorlandım ama insan isteyince yapabiliyor. Didem ablayla tanıştığım için çok mutluyum. O tüm yaz boyunca benim manevi annem oldu. Hiçbir zaman benden bıkmadan benimle vakit geçirdi. Ben de onunla birlikte bunları yaptığım için çok ama çok mutluyum. Didem abla ve Sayasa ailesine herşey için çok teşekkür ederim.

Hilal

Didem ablayla ilk tanıştığımda, beni elimde bir kaşık nutellayla karanlık bir odada bırakmıştı, öncelikle anlam veremesem de, o kaşığın üstündekinin tadını çıkartarak keyifle yememi istedi ve odadan çıktı. Bir bakmışım, normalde düşünmeden mideme indirdiğim 1 kavanoz nutellanın, 1 kaşığı bile fazla tatlı gelmiş, elimde yarısıyla kala kalmıştım, ama bu nasıl olmuştu? Ben Didem ablayla sadece kilo vermedim, onunla harika, pozitif ve öğretici bir yolcukuğa çıktım. Bana bütün hayatım boyunca kullanabileceğim beslenme bilgilerinin dışında, gerçekten yemek yemenin bilinçle yapılması gerektiğini ee sağlıklı bir vücudun ne kadar önemli olduğunu öğretti.

Herşeyden önce Tiroid hastası olduğumu Didem ablayla öğrendim. Şikayetlerimi onunla paylaştığımda öncelikle bir endokrinoloğa gitmemi daha sonra sonuçlarıma göre bir beslenme düzeni üstünde gideceğimizi söylediğinde şaşırmış olsam da, dediğini yaptım ve bunca zamandır hormonlarımın da birçok şeyi etkilediği gerçeğiyle yüzleştim. 

Sayasa'ya her gelişim bir keyif bir mutluluk oluyordu. Sizi tartıya çıkartıp kötü hissettirmek yerine, korkuyla, baskıyla alışmaya duyduğumuz "1 kibrit kutusu" terimleri yerine, kendinizle barışmanızın yolunu gösteren harika bir insan vardı karşınızda. Didem ablanın 7/24 telefonla, "ben yedim, şimdi napıcam?" paniklerime verdiği tatlı cevaplar arada yoldan çıksam da bana doğru yönde bir ışık tuttu ki inanın benim için çok anlamlı. 

Şu an spor yapıp, sağlıklı beslenmeme özen gösteriyorum ve bütün bunları kendi mutluluğum için yapıyorum. Didem abla gibi gözlerinin içi parlayan, etrafına ışık saçan harika biriyle tanıştığım için çok şanslıyım. Siz de diyetisyenden öte, size hayatınız boyunca doğru beslenmenin ve bu beslenmeyle mutluluğa kavuşmanın yolunu gösterecek birini arıyorsanız doğru yerdesiniz. Herşey için tekrar teşekkür ederim.

Sevgiler,

Alev Yakal

Ben 17 yaşımdan beri fazla kilolarım ile uğraşıyorum. O tarihte fazla kilom sadece 5 kilo idi. Yıl 1977 diyet sektörü bu kadar gelişmemişti. Büyük bir üniversite hastanesinde doktorun yönlendirdiği uzman bir diyetisyen eşliğinde bir ay içinde bu kiloyu verdim. Ancak esas sorun benim için yeni başlamıştı. Çünkü hiçbir zaman sıfır beden değildim ve vücut yapım ve genlerim buna müsait değildi. Gençlik yıllarımda hep balık etli hatta bazılarına göre şişman bir kızdım. Sosyal çevremde herkes yüzümün ne kadar güzel olduğunu ama biraz kilo vermem gerektiğini söylüyordu. Ben de 35 yaşıma kadar daha fazla kilo vermek ya da kilomu muhafaza etmek için büyük mücadele verdim. Haftada birkaç gün iş çıkışı spora da gitmeye başlamıştım. Bir çok diyet yaptım, hatta açlık diyetine (buna diyet denmez ama) bile girdim ama asla toplumun değer yargılarına göre istenilen zayıflıkta olamadım. Toplumun üzerinde yarattığı baskı ile o yıllarda hayatı kendime zehir ettim. Şimdi geriye baktığımda bütün bunların yanlışlığını ve gereksizliğini görebiliyorum.

Daha sonra 2001 yılında özel hayatımda yaşadığım tramva niteliğinde iki olay nedeniyle kilo almaya başladım. Bir zaman sonra fazla kilolarım maalesef 20 kiloya vardı. Üzüntülerim nedeniyle sporu bırakmıştım ve yemek düzenim tamamen bozulmuştu. Ayrıca üzüldükçe karbonhidratlı gıdalara yönelmeye başlamıştım. Bu süreç 8-9 yıl sürdü. Bu arada gitmediğim diyetisyen ve uygulamadığım diyet kalmadı diyebilirim fakat kilo vermem çok yavaşlamıştı. 3-4 ayda zorla 5 kilo verebiliyordum. Dolayısıyla moralim bozuluyor ve diyeti bırakıyor sonra yeniden başlıyordum. Müthiş bir kısır döngüye girmiştim. Bu beni ruhen çok etkiledi. Ayrıca diyet yaparken sosyal hayattan da kopmaya başlamıştım. Arkadaşlarımla dışarı çıkamıyordum çünkü elimde listeler vardı, birçok şeyi yemem ve içmem yasaktı. Bu yıllarda tiroidimde de sorun çıktığını öğrendim. Önce haşimato sonra da hipotiroid oldum. Ama ben gene diyetlere devam ediyor kah alıp kah veriyordum. Birkaç yıl önce başka sağlık sorunlarım da ortaya çıktı ve ben 50 yaşına gelmiştim. Gittiğim tüm doktorlar sağlık nedeniyle kilo vermem gerektiğini söylüyorlardı. Kendi kendşme son bir kez bir diyetisyene gitmeye karar verdim ve bir arkadaşımın çok memnun kaldığı diyetisyen Didem Kanca Üstay'a gitmeye karar verdim. Didem Hanım'ın merkezi Sayasa ile tanıştım. Didem hanım diğer diyetisyenlere hiç benzemiyordu. Bana listeler ve kibrit kutusu ölçüleri dayatmadı. Bana daha önce kimsenin söylemediği birşey öğretti, "vücudumun isteklerini dinlemeyi ve daha birçok şeyle birlikte bunun benim için bir yaşam biçimi olmasını sağladı. Bu dönemde 6 kilo verdim. Sonra diyete ara vermek istedim. Koruma programına geçerek Sayasa'sa pilates çalışmaya başladım. Pilatesin de insanın kas sistemi için inanılmaz faydalı olduğunu gördüm. Halen pilatese devam ediyorum, yaşadığım sürede de devam etmek istiyorum. Didem hanım ile verdiğim kiloyu korudum. Sonra birkaç kilo daha verdim. Şimdilerde son kalan fazlalıklarımı da vermek üzere 1 aydır diyet yapıyorum. Vermeye başladım. Nisan ayında istediğim kiloya düşeceğime inanıyorum. Bu yolda Sayasa ve Didem hanım bana desteklerini hiç esirgemiyorlar. Hepinize sonsuz teşekkürler. 

Kilo problemiyle uğraşmak gerçekten çok zor birşey. Yaşamayanların bunu kolay kolay anlayabileceğini düşünmüyorum. Ayrıca toplumun dayatmaları da biz şişman insanların ruh sağlığını gerçekten çok olumsuz yönde etkiliyor. Suçluluk duygusu ve komplekslere kapılmamıza sebep oluyor. Bu yok zor ama artık başarılabilir diye düşünüyorum. Herkese sevgiler. 

Amerika'da üniversite okumaya gelmeden önce çok çok kilolu değildim, ama her gün yeni bir diyet deneyip biraz daha kilo vermek istiyordum. Hiçbir zaman başarılı olamasam da o zamanlar çok kilolu sayılmazdım. Herşey Amerika'ya geldiğimde değişti. Büyük porsiyonlar, derslerin verdiği stres, aile özlemi derken kendimi kaybettim ve yemeği olumsuz hislerimi bastırmak için kullanmaya başladım. Canım sıkıldığı zaman saat kaç olursa olsun kendimi dışarıya atıp köşedeki markete gidiyordum ve bir koca poşet dolusu çikolata, şeker alıp geri dönüyordum. Herşey yarım saat içinde midemdeki yerini alıyordu. Sonrasındaki pişmanlık ta çabası.

Bu böyle dört yıl devam etti. Orada da bütün diyetleri, danışmanları denedim, ama hiçbir sonuç alamadım. Sonuncu senemin yılbaşı tatilinde İstanbul'a gitmiştim. Bir gazetede Didem'in verdiği röportajı okudum. Sanki kendi hikayemi okuyordum. Ağlayarak gazeteyi anneme gösterdim ve 'Anne, ben doğru kişiyi buldum' dedim. Didem'in başından geçenler benimkinden farksızdı ve beni çok iyi anlayacağından emindim. İlk görüşmemiz ben Amerika'ya dönmeden hemen önce oldu. Ama o kısa zamanda bile kafamda bazı şeyler değişmeye başladı. Diyetlerin boyundurluğundan kurtulmanın zamanı geldiğini anladım. Aynı zamanda kendi vücudumdan ne kadar koptuğumun farkına vardım.

Artık açlık hissi diye birşey kalmamıştı bende. Çünkü vücudumu dinlemeden aç veya tok sürekli yiyordum. Üniversite son dönemimi bitirip mezun olana kadar kilomda bir değişiklik olmadı. Ama bu dönem süresince Didem ile e-mailleştik ve kendimi psikolojik olarak değişime hazırladım. Temmuz ayının başında İstanbul'a döndüğümde artık hazırdım. Didem'i düzenli olarak görmeye ve SAYASA'da pilatese başladım. Başta beni en çok zorlayan tekrar vücudumu dinlemeyi öğrenmek oldu. Bütün yaptığım diyetler ve kısıtlamalar vücudumu o kadar alt üst etmişti ki, tokluk hissini farketmeyi yakalamak biraz zaman aldı. Fakat daha sonrası mucize gibiydi. Yaklaşık 1.5 sene içinde 22 kilo verdim ve geri almadım. Hala arada sırada kendimi kaybettiğim ve çok yediğim zamanlar oluyor. Ama artık paniklemiyorum. Vücudumu dinlediğim sürece o dengeyi tekrar bulacağımı biliyorum. Didem'e panik içinde 'Çok korkuyorum Didem' diye attığım maillarıma Didem korkmamam gerektiğini ve yediğimin kontrolünün tamamen bende olduğunu söyleyerek cevap veriyor. Artık 'Battı balık yan gider' mantığından vazgeçtim. Bugün çok yersem, yarın az yiyyorum ve bu şekilde kilomu koruyorum.

88 kilodan 66 kiloya düştüm ve şimdi hedefim olan 59 kiloya ulaşmaya çalışıyorum. Ama artık acelem yok. Yavaş yavaş yediğimin tadına vara vara hedefime ulaşacağımdan eminim. Başladığım noktaya bakılırsa inanması zor ama şimdi pilates eğitmenliği eğitimi almaya hazırlanıyor ve yeme bozuklukları terapisinde master (yüksek lisans) yapıyorum. Didem'in dediği gibi, hayatta başımıza gelen herşeyin bir nedeni var... Benim kilolarla mücadelem de hayatta gerçekten yapmak istediklerimi öğretti bana. Tam anlamıyla hayatımı değiştiren, yediklerimden zevk almayı öğreten Didem'e, canım dostuma binlerce teşekkürler, sevgiler... 

 

 

Sayasa ekibi ile tanışalı sadece 2 ay olmasına rağmen, Didem Hanım sayesinde 8 kilo, pilates hocam sayesinde de 2 beden inceldim. Onlara sonsuz teşekkür ediyorum, bana tekrar kendime olan güvenimi kazandırdılar. Her dersten önce güler yüzle ve sevgiyle karşılandığım bu merkezde kendimi gerçekten çoook iyi hissediyorum. MERCI BEAUCOUP!!!

Aşağıdaki yazının orijinalini okumak ve resimleri görmek için:

www.caferuj.com.tr/saglikli_yasam/Diyet_Gunlugu/2010/11/09/mnin_diyet_maceralari

Selam Smile

Dün sizlere 60 kiloda takılıp kaldığımı, bu yüzden bir beslenme uzmanıyla görüşeceğimi söylemiştim.

Aslında bu kararımı vermemin çeşitli sebepleri var. Yıllardır diyet yapıp duruyorum kilo alıyorum, kilo veriyorum, tekrar kilo alıyorum tekrar veriyorum. Tam bir kısır döngü yani. Dolabımda her beden kıyafet var. 74 kilodan 63'e indikten sonra daha fazlası için kasmadım. Ama sonradan düşündüm, aslında bu kiloda mutlu değildim.

Şimdi burada oldukça hassas bir nokta var. Birkaç gündür epey mail aldım sizlerden. Beni destekleyenlerin yanı sıra kilomun normal olduğunu, diyet yapmamın delilik olduğunu, hatta fazla kilolu insanlar için kötü bir örnek olduğumu yazanlar da oldu. Kimseyi üzmek, kırmak gibi bir amacım yok. Bu diyet günlüğü bir arkadaş sohbeti sırasında diyet yaparken yediklerini yazmanın motivasyonu artırdığını konuşmamız üzerine ortaya çıktı. Yazdıklarım aslında sadece diyetimi değil, günlük yaşamımın her anını kapsıyor.

Bu ufak açıklamadan sonra bugün neler yaptığıma gelelim Smile

Sabah uyanıp evime çok yakın olan Didem Kanca Üstay'ın 'Sayasa-Sağlıklı Yaşam Merkezine' doğru yürürken kafamdan milyonlarca düşünce geçiyordu. Çünkü daha önce de diyetisyenlere gitmiş, ancak hiçbir sonuç almamıştım. Dragos'un yeşil yollarından geçerek Sayasa'ya ulaştığımda farklı birşeyler yakalayacağımı hissetmiştim. Kapıdan içeri adım attığımda koskocaman bir bahçe ve güzel bir mandalina ağacı karşıladı beni. Nedense aklımdan burada güzel rakı balık yapılır diye geçti. Zayıflama hayalleriyle gittiğim Sayasa'da aklıma ilk gelenin rakı-balık olması rezaletti Smile Hemen bu düşünceleri kafamdan kovaladım. Daha sonra beni güler yüzüyle karşılayan Didem Hanımla koca koca kırmızı koltukların olduğu bir odada konuşmamıza başladık. Ben biraz meraklı olduğum için Didem'in hikayesini daha çok merak ettim. Çünkü üniversitedeyken onun da başı kiloları ile dertteydi ve bu dert ona mesleğinin kapılarını açmıştı. Yemenin %50si psikoloji diyen Didem Kanca Üstay'ı diğer diyetisyenlerden ayıran en önemli nokta sıcaklığı. Sizinle konuşurken hiçbir çekinceniz kalmıyor, yani gece oturup bir tencere makarna yedim deseniz bile sizi asla yargılamayacak birisi. Çünkü ne yaşadığınızı kendi deneyimleriyle anlıyor. Boş bir empati kurmuyor yani. 

'Üniversitede 80 kiloyu gördükten sonra tartılara küstüm ve zayıflamaya karar verdim' diyen Didem'in şu an 50 kilo olduğunu ve oldukça hoş bir kadın olduğunu söylemem gerek Wink Sohbetimiz devam ettikçe kendime inancım arttı dersem abartmış olmam. Ne de olsa karşımda 30 kilo vermiş iradeli bir genç kadın duruyordu. Bu keyifli sohbet sırasında Didem bana diyette (ki kendisi bu sözcüğe inanmıyor) en önemli şeyin farkındalık duygusu olduğunu anlattı. Farkındalık duygusunu yakalayamadığınız bir yiyeceğin bizi asla doyurmayacağını öğrendim. Şimdi işin en keyifli kısmına geliyoruz. Farkındalık duygusunun öneminden bahsederken Didem bana çikolata sevip sevmediğimi sordu. Tabii ki seviyordum ve bir paket çikolatayı 1 dakikada yiyebilme yeteneğine sahiptim Kiss Ne de olsa çikolata hazzın diğer adıydı.

İşte sevgili okur biz o hazzı tamamen yanlış algılıyormuşuz. Didem bir kaşık Nutellayı önüme koyarak: 'Şimdi bu çikolatayı gözlerini kapatıp, hissederek yemeni istiyorum' dedi ve odadan çıktı. Önümde tanıdık bir lezzet vardı. Kim bilir kaç gece televizyon karşısında Nutella kaşıklamıştım.

Nutella'ya baktım, o bana baktı ve gözlerimi kapatıp yavaşça hissetmeye çalıştığım o çikolatadan bugüne kadar hiç almadığım bir tat aldım. İlk defa çikolatanın içindeki kakao ve yağ tatlarını bu kadar keskin hissediyordum.

Çok keyifli geliyor değil mi?

İkinci bir kaşık ister miydiniz? 

Evet mi?

Ben ikinci bir kaşığı yiyemedim Smile

Hadi canım evde olsan kesin yerdin mi diyorsunuz? Evde denemesi bedava. Hadi siz de deneyin Laughing

Bu eğlenceli test sonrasında Didem bana yeme isteğinin psikolojik boyutlarını anlattı. Yani o Nutellayı kaşıklamanızın sebebi patronunuza kızmanız, yalnız hissetmeniz ya da sevgilinizden ayrılmış olmanız olabilir. Farkettim ki ben de birilerine kızınca yemek yiyorum.  

Kilomun sabitlendiğini anlattığımda ise bana 5 günlük bir tek gıda diyeti uygulamamı söyledi. Bu tarz diyetler kilonuz sabitlendiğinden vücuda 'Hadi devam ediyoruz' mesajını vermek için yapılıyrmış. Yani 5 günden fazla uygulamak yok. Ben bu tek gıda diyetine bayram tatilinde evde olunca başlamayı düşündüm. Çünkü iş yerinde bütün gün haşlanmış patates ya da sebze çorbası yemem çok zor. Metabolizmamı uyarma programım dışında protein ağırlıklı bir beslenme programı yaratmaya karar verdik.

Bu arada Didem'in burçlara göre diyet tavsiyeleri de var. Burçlardan hiç anlamayan sadece Koç burcu olduğunu bilen benim bile ilgimi çekti anlattıkları. Ama bunları yarın anlatıcam, şimdi yemek yemem lazım.

Ne mi yiyeceğim? Nutella olmadığı kesin Smile

Sevgiler

M*